İyi Dost Kara Günde Belli Olur Atasözünün Anlamı Nedir? Kısaca Açıklaması Ve Örnek Cümle…

İyi Dost Kara Günde Belli Olur Atasözünün Anlamı Nedir? Kısaca Açıklaması Ve Örnek Cümle…

Kültürümüzde dost ile arkadaş kavramları ayrı tutulmuş, insanın en kötü günlerinde yanında olanlar gerçek dost olarak nitelendirilmiştir. Dostluk ile ilgili birçok atasözü ve deyim, günlük hayatta sıklıkla kullanılmaktadır. Bunların arasında en çok bilineni ise ''iyi dost kara günde belli olur'' atasözüdür.

  İyi Dost Kara Günde Belli Olur Atasözünün Anlamı Nedir?

 ''İyi dost kara günde belli olur'' sözü ile gerçek ile sahte dostların kötü günlerde anlaşılabileceği vurgulanır. Çünkü dost gibi görünüp de aslında öyle olmayan insanlar, zor günlerinde insanı yalnız bırakırlar. Bu tür insanlar diğer insanlarla genelde menfaat sağlamak için arkadaş olurlar. Bu nedenle zor günler gelip çattığında ortadan kaybolurlar.

 Gerçek dostlar ise sadece iyi günde değil kötü günde de arkadaşlarının yanında olur. Bu günlerde hem maddi hem de manevi desteğini esirgemezler.

 Gerçek ile sahte dost ayrımını vurgulamak için kullanılan deyimler ise şu şekilde sıralanabilir: 1- ''İyi gün dostu'' 2- ''kötü gün dostu''

 İyi Dost Kara Günde Belli Olur Atasözünün Cümle İçinde Kullanımı

 ''İyi dostun kara günde belli olduğunu bu zor günlerimde bir kez daha anladım.''

 Arkadaşlık ve Dostluk ile İlgili Diğer Atasözleri

 1- Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.

 2- Dost acı söyler.

 3- Üzüm üzüme baka baka kararır.

 4- Dost başa düşman ayağa bakar.

 5- Söyleme sırrını dostuna, o da gidip söyler dostuna

 

Kaynak: https://www.cnnturk.com/yasam/iyi-dost-kara-gunde-belli-olur-atasozunun-anlami-nedir-kisaca-aciklamasi-ve-ornek-cumle

Dost ne demek?

Dost ne demek önce bunu anlayalım. Dost, bir sıkıntınız olduğunda, kendi sıkıntısını, işini, gücünü bırakıp sizin için koşturan, sizin kadar size üzülen, derdinize çareler arayan, risk almaktan korkmayan ve bütün bunları yaparken de herhangi bir beklentisi olmayan kişilerdir diyebilirsek de, dostlukların da en az duygusal yani manevi bazda karşılıklı olduğunu biliriz.Siz dostsanız karşınızdaki de dosttur. Orda bile bu ilişki tek taraflı yürümez. Ama siz hep karşıdan her şeyi beklerseniz, o zaman bu dostluk değil, sizin menfaat ilişkinize döner.  Ama öyle dostlar da vardır ki, siz onlara her zaman her türlü fedakârlığı yaparsınız ama hala onların sizin için gerçek dost olup olmadıklarını anlayamamışsınızdır. Diyelim dost dediğiniz kişi müthiş bir ekonomik sıkıntıya girdi. O’ paralı döneminde etrafında türeyen ona yalakalık yapan sahte yüzler bir anda kayboldu ve yalnız siz kaldınız. Elinizden geleni yaptınız, yanından bir an olsun ayrılmadınız. Sonra işleri düzeldi ve yine yanında sahte yüzler belirdi ve bir de baktınız onlar yine çok değerli olmuşlar. Sizin değeriniz yalnız kötü günlerde kalmış. Artık geçmişi unutup, telefonlarınıza bile doğru dürüst çıkmaz olan bu DOST  demeye dilim varmıyor ben onlara  POST diyorum, bu postlar  minnetlerinden kurtulmak için, bu dönemde sizden uzaklaşabilirler.  Eğer yaşantınızda bu olayı hele ki aynı kişiyle bir çok kez yaşadıysanız, sizi kutlarım. Siz  hakikaten, gerçekte ya çok mükemmel bir insan ve dostsunuz, ya da tabiri caizse salaksınız. Ben burada hepinize bir itirafta bulunmak istiyorum. Bu olayları tekrar tekrar yaşayan bir kişi olarak size SALAK olduğumu itiraf ediyorum.  Şimdi onlara, bunları anlatsanız hayretler içinde kalırlar eminim. Çünkü onları öyle alıştırdınız,  öyle taviz ve güven verdiniz ki, artık onların gözünde siz mecbursunuz.   O’ yapar, O’ benim yanımdan ayrılmaz, O’ çok vericidir. İşte sizde buldukları.  Ben bir dernek kurmak istiyorum. Üye olmak isteyen hanımlar e-mail göndersinler. Erkeklerde kendileri kursunlar. Derneğin adı VSKD olacak. Açılımı da şöyle. Verici Salak Kadınlar Derneği.. Bu postlar senelerce, senelerce sizi yorup, uğraştırıp, üzüp ne me bir dostluk sergiledikten sonra bir gün artık kafanıza bir saksı mı düşer, yoksa olgunlaşıp akıllanır mısınız veya hiç olmadık uyduruk bir şey bardağımı taşırır işte o, muhteşem gün gelir. (Yetti be.) dersiniz ve bu arada salak olmayıp aslında hiç kin tutmayan, pırıl pırıl bir kalbe sahip olduğunuzu anlarsınız. O asil kalbiniz bile artık tamir olamayacak şekilde kırıldığına göre artık bu posttan kurtulmaktan başka yapacak hiçbir şey kalmaz. Bu durumlar için benim bir silgim var. Kafamdan atmak istediğim şeyleri, hayalimde ki güçlü bir silgiyle sildiğimi ve yok olduklarını farz ediyorum. Ama bu arada en önemli kural bu dönemde hiçbir şekilde postla görüşmemek, telefonlarına çıkmamak ve aradaki habercilere fırsat tanımamak.  Kendinize üç ay süre tanıyın, üç ay sonra beyniniz normale döner. Ama sakın bu defada kendinizi sorgulayıp, keşkilerle yaşamayın.  Dün bitti tekrarı yok, o zamanlar içinizden, yüreğinizden gelen şey size doğru gibi gelmiş, aslında doğruda. Arkadaşınız zor durumdayken siz öylece bakacak mıydınız. Zaten insanlık bunu gerektirmez miydi? Kendinize bu defada çelişkili bir beyin yaratmayın. Her şey olmuş, bitmiş. O postta bir gün belki başkalarına aynı şeyi yapacak ve o da onlardan aynı cevabı almayacak mı? İşte o zaman sizin değerinizi anlayacak ve belki de bu dünyadaki eğitimi de o olacak. Bu bile bize yetmez mi? Yaşam öyle inişli çıkışlı ki, belki bir gün sizin dostluğunuzu özleyip kapınıza gelecek. Benim gibi olanlar, onları geri çevirebilir mi? Tabi çeviremez ama bu defa onlar bizim için herhangi birisinden farklı olmayacak. Hâlbuki sevgili dostum, sen biliyor musun ki ben, gerçekten senin için üzülüyorum. Geceleri uykun kaçıyorsa benim de kaçıyor, senin problemin çözülene kadar yüzündeki her sıkıntılı ifade içimi acıtıyor ve benim tek istediğim dostluğun, paran pulun değil. Ben işte böyle bir dostum,  sen zaten bunu biliyorsun. Dostluklarda bunu gerektirmez mi? Demek geliyor insanın içinden ama yılların dost dediğin kişisi istiyorsun ki, o anlasın….     Şimdi gelelim yeni dostlara, bilmem kaç yaşından sonra edinilen dostlara. Sakın bunlara dost, hatta post bile demeyin.  Hele ki  bu zamanda. Onlara sadece arkadaş denilir. Dostluklar babamın döneminde vardı, şimdi maddi bir dünyanın acımasız çarkın da ezilip gidiyoruz. İnsanlar gençken herkesi dost sanırlarmış ama yaşlanınca tek dostun kendileri olduğunu anlarlarmış.  Diyeceksiniz ki insanlara artık güvenmeyelim mi?  Dostum dediğimiz zaman bir bakıma  bu insanı senelerdir tanıyorum ona kefilim anlamına gelen bu  kelimeyi artık kullanmayalım mı? Yine de siz bilirsiniz. Herkesi dost bilip de onca kazık yemiş biri olarak artık ilişkilerimde daha temkinli ve dikkatli oluyorum. Yine insanları çok seviyorum, yine herkesin yardımına elimden geldiğince koşuyorum ama artık kendimi manen ve maddeten yıpratmadan, risk almadan bunları yapmaya çalışıyorum. Riskleri kaldıracak gücümüz kalmadı, hayatta bir kumar değil ki zaten blöfleri görelim.  Geçmişe dönsem aynı hataları yapar mıydım? Yapardım.  Çünkü onları yaparken hata olarak görmemiştim ve artık da geçmişi yargılayıp bu günümü zehir edemem. Ben neysem o yum. Belki çok şeyim değişti ama kalbim hep aynı. İsterse postlarım yine bana kazık atsın,  ben değişemem,  ben yine VARIM. Hepinize sağlıklı ve bol enerjili günler diliyorum. [email protected]     

Kaynak: https://www.haberturk.com/yasam/haber/96247-dost-ne-demek