3-4 YAŞ ÇOCUKLARDA KAYBETME VE AYRILIK KORKUSU

Psikiyatrist/Psikoterapist Yrd.Doç.Dr.Rıdvan Üney, 3-4 yaş çocuklarının ilişki geliştirmiş olduğu kişi için, kaybetme ya da ayrılık korkusu yaşayabileceklerini söyledi.
Yrd. Doç. Üney, “Genellikle anne, baba, büyükanne, ya da bakıcıdan ayrılık korkusu oluşabilir. Çocuğun ilişki geliştirmesine bağlanma diyoruz. Bağlanma, genelde çocuk ile yetişkin bir birey (çoğu zaman anne) arasındaki olumlu bağı ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Doğumla birlikte, bağlanma gelişmeye başlar. Esasen tüm yaşam boyunca; bebeklik, çocukluk, ergenlik ve hatta yetişkinlik döneminde bile bağlanma şeklimiz, neredeyse ilk bağlanma öykümüzün güvenli olup olması ile ilişkilidir. 3-4 yaş dönemi çocuklardaki kaybetme ve ayrılık konusu da, doğumdan bu yana oluşan bağlanma şeklinin bir nedenle problemli bir hal alması ile oluşur” dedi.
Anne, baba veya bakım veren her kimse çocukla üç tür bağlanma gerçekleştiğini anlatan Yrd.Doç.Dr.Rıdvan Üney, “Bunlar güvenli, kaygılı ya da kaçıngan bağlanma olarak adlandırılırlar. Güvenli bağlamada; çocuk bağlandığı kişiden ayrıldığında huzursuz olur. Ancak o kişi geri döndüğünde ise neşelenir, ebeveynini olumlu davranışlar ile karışılar. Güvenli bağlanmış olan çocuklar, bağlandıkları bireylere güvenirler ve bunun sonucu olarak kendilerini güvende hissederler. Bağlandıkları yetişkin; bir süre ortamda olmadığında çocuk mutsuz olsa da yetişkinin geri döneceğine dair güveni vardır. Bu çocuklar korktuklarında ve kaygılandıklarında, yetişkin geri döndüğünde kolaylıkla yatıştırılabilirler. Kaygılı bağlanma durumunun nedeni annenin istikrarsız davranmasıdır. Anne bazen çocuğunun ihtiyaçlarını karşılarken bazen meşguliyeti nedeniyle karşılamaz ya da karşılayamaz. Kaygılı bağlanmış çocuklar, bağlandıkları kişiden yani anneden ayrıldıklarında çok huzursuz olurlar, ağlama nöbetleri oluşabilir. Anne geri döndüğünde dahi sakinleşmekte zorlanırlar. Yabancılara karşı şiddetli şüphe davranışı gösterebilirler. Kaçıngan bağlanan çocuklar, anneyi ya da bakım veren kişiyi yok sayma eğilimindedirler. Bakım veren kişi ile tanımadığı birini seçme durumuyla karşı karşıya kaldıklarında, herhangi birini seçme yönünde davranış göstermezler. Çoğunlukla fiziksel istismar ya da duygusal olarak ihmal edilmiş çocuklarda bu durum sık görülür. Çocuk bağlandığı kişiden zarar görmemek için ilişkiye girmez. Bakım veren kişi tarafından sakinleştirilemezler” diye konuştu.
3-4 yaş dönemi çocukların bağımsız davranmaya eğilimli olduğunu dile getiren Yrd.Doç.Dr.Rıdvan Üney, “Anne ve babalarını taklit etmeye onların giyimlerine özenmeye başlarlar. Evcilik oyunu oynarlar. Evcilik oyununda anne baba rollerini taklit etme bu dönemin özelliklerindendir. Her şeyi keşfetmeye çalışırlar, bağımsız hareket etmek isterler. Hayali oyunlar oynarlar. Meraklıdırlar, sürekli soru sorarlar. Uyumadan önce anne-babayı yanında ister. Olumsuz tutturmacı ve inatçı davranışlar sergileyebilirler. Duygusal tepkilerinin gelişmesiyle, tüm duygu türlerini yaşarlar. Korku ve kaygı, kıskançlık, öfke ve sevinç sıklıkla gözlenir. Belki de bu dönem çocuğunun en önemli özelliği, kaygı ve korkuyla tam anlamıyla tanışmasıdır.
3-4 yaşlarındaki çocuklar kaybetme ve ayrılık korkusu yaşayabilirler. Bu yaşlarda çocuk için; anne, baba veya bakıcı güvenli bir liman olarak değerlendirilir. Hatta bu nedenle çocuk annenin kucağındayken; herhangi bir kişi onu sevme niyetiyle kucağına almaya kalktığında, gitmek istemez ve huysuzlaşır. Bunun bir başka görüntüsü de gece yarısı veya sabah çocuk uyandığında, anne babasının yatağına gider. Bu dönemin önemli özelliklerinden biri de çocuğun hayal kurabilmesidir. Bu sayede kısa süreli ayrılıklarda; çocuk anne veya babasının hayalini kurarak, ayrılıkla baş edebilir. Hatta hayal kurma sayesinde; bu yaşlardaki çocuk, anne ve babasından birkaç haftalık ayrılığa tahammül edebilir. Bazen çocuk, bu dönemin önemli sorunlarından olan ayrılık ve kaybetme korkusunu şiddetli yaşayabilir. Bu durumda çocukta ayrılma kaygı bozukluğu (seperasyon anksiyetesi) gelişebilir. Bu problemi olan çocuklar, yapışarak, ağlayarak, yalvararak ya da bedensel yakınmalar (karın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı gibi) göstererek ayrılığa direnç gösterirler. Bu en az dört hafta sürer. Özellikle kreşe veya okula başlayan çocuklarda sık görülür” diye konuştu.
Yrd.Doç.Dr.Rıdvan Üney, 3-4 yaş çocuklarında kaybetme ya da ayrılık korkusunun en sık görülme nedenlerini ise şöyle sıraladı:
“Kreşe başlama, Bakıcı değişimi, Anne baba çatışmaları, Anne baba ayrılığı, İlgisiz anne-baba tutumu, Çocuğa verilen sözlerin tutulmaması, Çocuğa yalan söyleme, Ebeveynlerden birinin kaybı. 3-4 yaşındaki çocuklar, kreşe başladıklarında ya da bakıcıya bırakıldıklarında doğal olarak korkarlar. Ama ebeveynleri verdikleri sözü tutar ve geleceklerini söyledikleri saatte gelirlerse, çocukların kaygı ve korkuları azalır. Bu yaşlarda çocuklar ölüm gerçeğini tam olarak anlayamazlar. Ölümü algılayamasa da anne ya da babasının kaybolması, onu endişeye sevk eder. Bunların dışında 3-4 yaş çocuklarında, kalabalık yerlerde dolaşırken anne veya babasını kaybetme korkusu oldukça belirgindir. Çocuk adeta ebeveynine yapışır. Boşanma durumunda ebeveynlerden birinin evi terk etmesi sonucu, çocuk aşırı endişe yaşayabilir”.
Yrd.Doç.Dr.Rıdvan Üney, 3-4 yaşlarında ayrılık ya da kaybetme korkusu yaşayan çocukların ebeveynlerine şu önerilerde bulundu: “3-4 yaş çocuğunu kreşe ya da bakıcıya bıraktığınızda; en azından ilk günlerde orada biraz zaman geçirin. Çocuk oraya alıştıktan sonra, yani oranın güvenli bir ortam olduğuna ikna olmasını sağladıktan sonra ayrılabilirsiniz. Çocuğunuzu yuvadan ya da bakıcıdan aldığınız saatlere özen gösterin. Hep aynı saatte bırakıp, hep aynı saatte alın. Böylece çocukta endişenin gelişmesini engelleyebilirsiniz. Yani “annem ya da babam beni terk etmedi onlara güveniyorum” duygusu gelişir. Çocuğunuzu terk etmekle tehdit etmeyin. Yabancı bir ortamda yaramazlık yapan çocuklara, bazen anneleri “seni burada bırakır giderim” diyerek tehditte bulunurlar. Bu çocuk için büyük endişe yaratır. Çocuklarınızla güven ilişkisi oluşturmaya özen gösterin. Güven ilişkisi her dediklerini yapmak anlamına gelmez. Hediye veya rüşvet vererek güven ilişkisi kurulmaz. Korku hissettiğinde, ağladığında onu yatıştırın. Bu konuda istikrarlı davranın ki, sizin davranışlarınızın devamını ve sürekliliğini gören çocuk, hem size hem de kendisine güvenini geliştirsin. Eğer onu bırakıp dışarıda uzun zaman geçirecekseniz ya da bir seyahate gidecekseniz, döneceğiniz zamanla ilgili açık olun. Onu kandırmaya kalkmayın. Bazı ebeveynler çocukları ağlamasın diye yalan yöntemine başvururlar. Eğer birazdan geleceğim deyip saatlerce ya da birkaç gün dönmezseniz onun güvenini sarsarsınız. Sonuç olarak çocuğunuzda yoğun endişe oluşturursunuz. Hem size, hem kendisine, hem de ileriki zamanlarda dünyaya güveni zedelenecektir. Anne baba boşanmışsa; evde yaşamayan ebeveyn çocuğunu belirli aralıklarla görmelidir. Ancak bu görüşmelerin hep aynı zamanlarda olması önemlidir. Söz verip gelmeyen ya da görüşme saatlerine özen göstermeyen ebeveyn çocukta ayrılık ve kaybetme korkusu oluşumuna neden olacaktır.”

Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/yerel-haberler/istanbul/3-4-yas-cocuklarda-kaybetme-ve-ayrilik-korkusu-11375794

Anne babalar için 3 yaşı atlatma rehberi

DAMLA ÇELİKTABAN-HT MAGAZİNBir bebek doğduktan itibaren ilk zamanlarda sık sık, daha sonraki zamanlarda daha seyrek ama yine düzenli bir şekilde dönüm noktalarından geçer. Katı gıdaya başlama, yürüme, konuşma, 2 yaş krizi derken 3 yaşında, kreşe başlama ile birlikte yepyeni bir dönüm noktasına geliniyor. 3 yaş çocuğu artık bir şeyi kendi yapabilen; anneye bağımlılığı azalmış. Sevdikleri, sevmedikleri, arkadaş çevresi, günlük alışkanlıkları olan mini mini bir insana dönüşüyor. Bebeğin rahme düştüğü anda açıldığınız endişeler denizi değişe, dönüşe devam ediyor var olmaya... Bu aralar aklımı kurcalayan, içimi rahatlatmaya çalıştığım konuları tüm 3 yaş çocuk ana babalarına ithaf ederek yazıyorum. * Çocuğum artık gündüz uykularını pas geçiyor. Uyku benim için her zaman öncelikli bir mesele oldu.Hem dinlenmiş çocuğun yorgun çocuğa göre çok daha kolay oluşu hem debüyümek için uyumaya ihtiyacı olduğu konusundaki inancım bu zamana kadar bütün hayatımızı Uzay'ın uyku saatlerine göre düzenlememe yol açtı. Okula başlamasından sonra artık benim "olmazsa olmaz" diye düşündüğüm öğlen uyku düzeninde yavaş yavaş gedikler açılmaya başladı. İlk başlarda pek de hoşuma gitmeyen bu değişiklik akşam uyku saatlerinin öne çekilmesiyle gözüme girmeye başladı. Uzmanlar diyor ki: 3 yaşını geçmiş olan çocukların gündüz uykusuna ihtiyaçları azalır. Özellikle gündüz uykusu çocuğunuzun gece geç saatlere kadar uyanık kalmasına neden oluyorsa, öğlen uykularının pas geçilmesinde bir problem yok. * Okula başladı, sürekli hasta. Okula başlayalı daha 2 ay oldu lakin Uzay iki haftada bir ya öksürük, ya nezle ya da ateş ile geliyor eve. Bir çok çocuğun bir arada bulunduğu ortamlarda mikroplar ondan ona sekerek dolaşıyorlar. Bu konuda yapılacak en iyi şey içinizi ferah tutmak ve her hastalıkta antibiyotiğe başvurmama talimi yapmak. Eğer şimdi yaşamasaydı bunu ilkokula gittiği yıl yaşayacak ve o zaman derslerden geri kalacaktı. Anaokulu hem okul hayatına hem de ortak yaşamın mikroplarına alışmak için bir egzersiz ortamı. * Beni çileden çıkarıyor: 3 yaş çocuğu anne- babanın sınırlarını test etme konusunda bitip tükenmek bilmeyen bir hevese sahip oluyor. Olmaz dediğiniz her şeyi oldurmaya çalışmak; bundan 2 yıl önce öğrendiği temel bilgileri bir anda unutmak gibi... Sakin olun diyeceğim ama her zaman olmuyor. Bazen kendimi Uzay'a bas bas bağırırken bulup sonra feci şekilde utanıyorum. Lakin gerçek şu ki: her anne baba zaman zaman çileden çıkma hakkına sahiptir. Bunun ayarını kaçırmamak kaydıyla annesinin de zaman zaman kontrolü kaybedebileceğini öğrenmesinde bir sakınca yok sanıyorum. Biz de insanız.

Kaynak: https://www.haberturk.com/yasam/haber/891941-anne-babalar-icin-3-yasi-atlatma-rehberi

3 yaş sendromu belirtileri neler? 3 yaş sendromu ne zaman başlar, ağlama krizi ve öfke nöbetleri nasıl geçer?

Bir yandan zorlu bir yandan ise keyifli bir dönem olan 3 yaş sendromu anne ve babaların da kendilerini geliştirecekleri bir dönemdir. Çocuğa eğitimi, sabrı ve birçok şeyi de öğrenebilecekleri bu dönem hem ebeveynler hem de çocuklar için hem zor hem de keyifli zamanlar geçirilen bir süreçtir. Bu sürecin bilinçli atlatılması çocuğun zihinsel ve sosyal gelişimi için de önemli bir rol oynamaktadır. 'Çocuk daha küçük' ya da 'o ne anlar?' mantığındansa onun da artık bir birey olduğu kabul edilmeli ve ona göre davranışlar sergilenmelidir.

3 YAŞ SENDROMUNUN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Çocuğun büyüdüğünü fark ettiği dönem olarak bilinen 3 yaş dönemi belli bailı belirtilerle başlar. Sakin veya kendi halinde olan bir çocuğunuz varsa bu dönemde bazı agresif hareketlerde bulunabilir. 3 yaş sendromunun en belirgin belirtilerinden biri çocuğun bazı şeyleri kendi başına yapmaya çalışmasıdır. Sofraya kendi başına oturmaya çalışabilir veya masada onun yerinin olmadığını gördüğünde buna sinirlenip ağlamaya başlayabilir. 3 yaş sendromu unutulmamalıdır ki çocuğun kendini bir birey olarak kabul ettirme dönemidir.

Bu dönemde çocuk kendi sözü geçsin isteyebilir. Örneğin yemek saatinde ona yemeği verildiğinde o an yemek istemez bir süre sonra yemek ister. Bu kendi dediğini yaptırma çabası olarak bilinir.

ÖFKE NÖBETLERİ TEKRARLANABİLİR

3 yaş sendromu yaşayan çocuklarda bazı zamanlarda öfke nöbetleri ortaya çıkabilir. Örneğin ' onu yapma' dediğini zaman size yüksek bir ses tonuyla karşılık verebilir. Evdeki eşyaları yere atma gibi hareketler de bu dönemde gözlemlenen hareketler arasındadır.

YAŞITLARIYLA KAVGA EDEBİLİR

Birçok çocuğun 3 yaş sendromuna girdiği dönemde yaşıtlarıyla kavga ettikleri bilinmektedir. Oyucak veya eşyalarını paylaşmamak bu dönemde yaşanan sorunlar arasındadır. Aniden bağırma, kendini yere atma ve uzun süren ağlama nöbetleri de sık sık görülen sorunlar arasındadır.

YEMEK SEÇME BAŞLAR

3 yaş sendromu yaşayan çocukların yemek seçme durumu ortaya çıkmaktadır. Örneğin çok sevdiği bir yemeği artık hiç sevmediğine karar verir ve onu yemeyi reddeder. Bu durumlar bu süreçte normal karşılanır.

KENDİ BAŞINA GİYİNMEYE ÇALIŞABİLİR

Kendi dolabı olduğunu fark eder ve kıyafetlerini dağıtmaya başlayabilir. Örneğin giyinmesi gerektiğinde kendi seçtiği kıyafetleri giymeye çalışır, bu duruma müdahale edildiğinde ise ağlama ve öfke nöbetleri geçirebilir.

3 YAŞINDAKİ ÇOCUĞUN ZİHİNSEL GELİŞİMİ NASIL OLUR?

Artık bu dönemde gözlemlediği şeyleri uygulamaya başlayabilir. 3 yaşındaki bir çocuğun bir şeyleri en etkili şekilde öğrenmeye başladıkları yaş olarak bilinir. Örneğin ona kitap okuduğunuzda sizi gözlemler ve hareketlerinizi taklit etmeye başlar. Bu dönemin bir dezavantajı ise anne ve babanın fazlasıyla taklit edilmesidir. Bu yüzden ebeveynlerin evdeki hareketlerine de dikkat etmeleri gerekmektedir.

BU DÖNEMDE ÇOCUK NELER ÖĞRENİR?

- Acıktığında bunu dile getirebilir.

- Hayal dünyaları gelişmeye başlar ve kendi kendilerine hayali oyunlar oynarlar.

- Müzik aletlerine yönelme veya dans etmeye çalışmak gibi aktivitelere yönelebilirler.

- Sayı saymayı öğrenebilirler.

- Kaç yaşında olduklarını söyleyebilirler

ÇOCUĞUNUZA AÇIKLAMA YAPIN

3 yaş sendromundaki çocuklar birçok şeyi sorgulamaya başlarlar. ' neden öyle yaptın anne?' 'Neden böyle oldu baba?' 'Oraya neden gidiyoruz?' gibi farklı farklı sorular sorabilir. Bu soruların cevabını kestirip atmadan ona açıklayarak cevap verilmesi 3 yaşındaki çocukların zihinsel gelişimine katkı sağlamaktadır.

Kaynak: https://www.sabah.com.tr/saglik/2021/02/25/3-yas-sendromu-nedir-belirtileri-nelerdir-3-yasindaki-cocugun-zihinsel-gelisimi-nasil-olur-s1